Chloe ve Janis, bilgisayarın sinyalini izleyip, Jack'in yerini belirlemek için uğraşmakta ama sorun yaşamaktadır. Jack bu esnada bir taksi garajına sığınır. Garajın aralık duran kapısını kapatmaya çalışırken Tony yetişir ve ateş eder. Kurşunlar, taksilerden birinin benzin deposunu deler. Tony, garajın kapısını yeniden açmak için orada bulduğu bir forklifti kullanır. İçeri girmeyi başardığı anda Jack'i yerdeki benzini tutuşturmak için bir işaret fişeğini ateşlemeye uğraşır halde bulur. Jack'i etkisiz hale getirir ve sürükleyerek dışarı çıkartır.
O sırada Beyaz Sarayda Ethan Kanin ve Aaron Pierce, yanlarında Jonas Hodges'ı öldürtmek üzere konuşan Olivia'nın ses kaydıyla birlikte Olivia'nın karşısına çıkar. Ethan, amacının makamını geri almak değil, Başkanın iktidarını çökertecek olsa bile “gerçeği” ortaya çıkartmak olduğunu söyler. Ethan soruşturma açılması veya olayın hasır altı edilmesi konusunda kararı bizzat Başkanın vermesini ister. Ve ailesine durumu şahsen Olivia'nın anlatmasına da izin verir.
Jack ayılır ve kendisini bir sanayi tesisinde duvara kelepçelenmiş halde bulur. Tony, yoğun bir şekilde çalışmaktadır. Jack, Tony'ye yalvarır ve masum insanları öldürmek için kendisini kullanmamasını ister. Tony de ona döner ve Washington Center metro istasyonu saldırısı da dahil, gün boyunca yaptığı tüm eylemlerin tek amacının, tüm bu olayların arkasındaki örgütün beyni olan Alan Wilson'ı ele geçirmek olduğunu itiraf eder. Wilson aslında Başkan Charles Logan'ın arkasındaki kişidir. David Palmer suikastı ve Tony'nin eşi Michelle'in öldürülmesi emirlerini de o vermiştir. Jack, Tony'nin şahsi intikam uğruna bunca masum inanı öldürmüş olmasına çok öfkelenir. Eğer Wilson ölürse, bu komplonun diğer aktörlerini belirleme olasılığının kalmayacağını söyler. Fakat zaten Tony'nin niyeti Wilson'ı öldürme işini Jack'e yıkmaktır.
Çünkü Tony'nin hummalı şekilde çalışarak, C4 patlayıcıyla yüklü bir kemer yapmıştır. Bunu takarken Jack ona bu eylemleriyle Michelle'in anısına leke sürdüğünü, onun ölümünü kendisine zemin yaptığını, Michelle hayatta olsaydı eğer bunu çok hor göreceğini haykırır. Tony'nin yüzüne tükürür. Tony de Cara'yı uyarmasın diye Jack'in ağzına bant yapıştırır.
Wilson, koruma dolu bir konvoyla oraya gelir. Tony ve Cara'yı otoparkta karşılayan korumalar, ikisinin de silahlarını alır. Diğer adamlar da Jack'i almak için binaya girer. Jack dışarıya çıkartıldığı anda havada Renee'nin bindiği FBI helikopteri belirir. Çatışma çıkar. Herkes siper almak için sağa sola kaçışır. Kargaşadan yararlanan Jack, yanındakilerden kurtulur. Birazdan Renee onu bulur ve üzerindeki C4'lerin tetik düzeneğini tesirsiz hale getirir. Wilson ve Cara, kaçtıkları ambarda Tony'yle karşılaşırlar. Cara onu gördüğüne çok sevinir. Fakat Tony gözünü kırpmadan onu vurur. Sonra da tabancasını Wilson'ın kafasına dayar ve onu eşiyle oğlunu öldürtmüş olmakla suçlar. Michelle öldürüldüğünde hamiledir. Tony tam da tetiği çekeceği anda bir silah sesiyle omzundan vurulur ve tabancasını düşürür. Jack ve Renee oraya gelmiştir. Tony zorlukla sürünerek Jack'in tüm uyarılarına rağmen tabancasına ulaşmaya çalışınca Jack onu bir kez daha ve elinden vurmak zorunda kalır. Gelen tim tarafından Wilson'a kelepçe takılır. Tony oradan götürülürken Jack'e döner ve “Bu insanlar her şeyimizi elimizden alacaklarını sanıyorlar. Sense kaçtın. Artık onlardan birisin. Sen bir korkaksın” diye haykırır.
Renee gözaltına alınan Wilson'ın karşısına dikilir ve eğer işbirliği yaparsa, ölüm cezasından kurtulabileceğini söyler. Wilson soğukkanlı bir şekilde masum olduğunu ve kendisini bu komployla bağlantılı gösteren hiçbir kanıt bulunamayacağını söyler. Jack artık hastaneye kaldırılmak üzeredir. Renee ile kısa bir süre yalnız kalırlar. Renee, Wilson'ın konuşmaya yanaşmadığını ve şimdi ne yapması gerektiğini bilmediğini söyler. Jack de bu çelişkiyle ömür boyu bizzat boğuştuğundan bahseder. Bir otobüste rehin tutulan 15 insan görünce yasanın üstünlüğünü unuttuğunu ve sonra da bunun ıstırabını yaşadığını anlatır. Renee ona bugün yaptığı şeylerden pişman olup olmadığını sorar. Jack “Değilim” diye yanıt verir. Ama FBI'da çalışanın kendisi değil, Renee olduğunun da altını çizer. Renee'nin yasanın üstünlüğü için ant içtiğini ve bu çizgiyi bir kez aşarsa, kendisini bir süre sonra son sür'atle yanlış yöne koşar halde bulacağını söyler. Verebileceği tek tavsiyeninse “Ağırlığını taşıyabileceği seçimler yapması” olduğunu belirtir. Jack şefkatle Renee'nin yanağını okşar. Renee artık ne diyeceğini bilmediğini söyleyince, Jack de ona “Öyleyse hiçbir şey deme” diyerek yanıt verir. Sağlık ekibi, Jack'i hastaneye kaldırmak üzere tekrar odaya döner.
Olivia, anne ve babasının dehşet dolu bakışları altında, Hodges'ın ölümünden kendisinin sorumlu olduğunu itiraf eder. Bunu duyan Henry, o ses kaydının imha edilmesini önerince Başkanın yaşadığı şaşkınlık daha da artar. Henry kaba bir şekilde “Bu aile yeterince ağır bir bedel ödedi zaten” der. Çünkü oğulları Roger'ın , annesi Başkan olduğu için öldürüldüğünü haykırır. Zaten bir çocuk kaybettiklerini söyleyerek Başkana ailesinin geri kalanını kurtarması için yalvarır. O esnada odaya Tim Woods girer ve Başkana FBI'dan iyi haberler geldiğini haber verir. Olivia ağlamaya başlayınca, Henry bir şekilde bu sorunu halledeceklerini söyleyerek onu teselli etmeye çalışır. Oval Ofise geçen Başkan Taylor ise, ailece çektirdikleri bir fotoğrafa bakmakta ve kararsızlık içerisinde kıvranmaktadır.
Chloe artık FBI binasından çıkmak üzereyken Janis ona tüm yardımları için teşekkür eder. Chloe de uğraştığı şeylerin boyutunu düşününce, Janis'in çok başarılı olduğunu söyler. Janis bunu bir iltifat olarak alıp, alamayacağını sorunca Chloe “Zaten o niyetle söyledim” diyerek yanıt verir. Birbirlerine gülümseyerek vedalaşırlar.
Jack artık son saatlerini geçirmek üzere hastanede yatmaktadır. Dr. Macer ona morfin verip uyumasını sağlayarak acı çekmesine engel olmayı önerir. Jack “Henüz değil” diyerek reddeder. Çünkü bir ziyaretçi beklemektedir. İmam Gohar gelmiştir. Gelmesini Jack istemiştir. Çok hatalar yaptığını ve bunları telafi edecek vakti olduğunu sanarak yanılgıya düştüğünü itiraf eder. Gohar da ona bunun için hemen şu anda vakti olduğunu söyler. Jack neler yaptığını tahmin bile edemeyeceğini söyleyince Gohar “Karmaşık bir dönemde yaşıyoruz. Hiçbir şey ak ya da kara değil” diye yanıt verir. Sonra da elini tutarak “Kendimizi affedebilmemizi sağla” diyerek Tanrı'ya yakarır. İçi rahatlayan Jack, ona teşekkür eder. Nefes almakta zorlanmaya başlamıştır. Gohar'a döner ve “Vakit geldi artık” der.
Başkan tekrar ailesinin yanına gelir. Eşine ve kızına sarılır. Kendi görevinin onları bu kadar hırpalamış olduğunu fark edemediği için özür diler. Fakat anayasayı korumak için ant içtiğini belirtir. Olivia'ya destek olmak için elinden gelen her şeyi yapacaktır. Ama yüreği yansa da görevinin gereğini yapmak zorundadır. Aaron içeri girer ve Adalet Bakanlığına teslim etmek üzere Olivia'yı gözaltına alır. Başkan dönüp eşine bakar ama Henry kafasını diğer tarafa çevirir.
Kelepçelenmiş olan Wilson, FBI'daki özel bir nezarethaneye konulur. Tim Woods onu teslim almak üzere yoldadır. Renee ve Janis ise gözlem odasında beklemektedir. Aniden Renee'nin yüz ifadesi sertleşir ve Janis'e odadan çıkmasını söyler. Janis bunu reddeder. Renee tabancasını çekerek Janis'i kelepçeler. Janis ona durması için yalvarır. Meslek hayatını heba edeceğini söyler. Hayatta olsa Larry'nin bunu hiç onaylamayacağını belirtir. Renee, rozetine son kez bakar. Jack'in söylediği şeyleri düşünür. Sonra da rozetini masaya bırakıp, nezarethaneye girer. Wilson tedirgin şekilde ona bakarken, Renee kapıyı arkasından kapatır.
Kim Bauer koşarak hastaneye gelir ve Jack'in morfin verilerek komaya sokulmuş halde olduğunu görür. Jack artık uyanmayacaktır. Kim, hemen Dr. Macer'ın yanına giderek, kök hücre tedavisi için geç kalıp kalmadıklarını sorar. Dr. Macer henüz geç olmadığını ama başarı şansının çok düşük olduğunu söyler. Kim, bu tedavideki tehlikelerin farkında olduğunu, babası karşı gelmiş olsa da artık kendisinin kesin karar verdiğini belirtir. Dr. Macer hemen telefona sarılıp ameliyat hazırlıkları için emir verirken, Kim de babasının yanına gider ve kulağına “Özür dilerim baba ama henüz seni uğurlamaya hazır değilim” diyerek fısıldar.